Yazıklar Olsun
Seninle geçirdiğim her saniyede,
Ayrı bir ömür sakladım ben.
Her nefesimde yeniden sevdim seni,
Bir çocuğun kalbi kadar temiz,
Bir bebeğin gülüşü kadar masumdu sevgim.
Sen benim baharım oldun sandım,
Kışın ortasında açan tek çiçeğim sandım.
Meğer ben güneşe bakarken,
Sen çoktan sonbahara dönmüşsün.
Ahh sen…
Öylece çekip gittin.
Ardında yarım kalmış hayaller,
Söylenmemiş sözler,
Geceleri uykusuz bırakan bir yığın hatıra bıraktın.
Değdi mi söyle?
Değdi mi bunca yıla,
Bunca yaşanmışlığa?
Hiç mi hatırı yoktu ellerimizin,
Hiç mi kıymeti yoktu aynı gökyüzüne baktığımız günlerin?
Bir haber geldi bana,
“Sıkılmıştım” demişsin…
Sıkılmışsın ha?
Altı yıl be…
Dile kolay, altı koca yıl.
Ben ömrümden koparıp verdim sana,
Gülüşümü, gecemi, hayallerimi verdim.
Ben sana bir ömür verdim,
Sen bir cümleyle sildin.
Şimdi içimde hazan var,
Yaprak yaprak dökülüyor umutlarım.
Bir zamanlar bahar kokan kalbim,
Şimdi boranlarda üşüyor.
Ne eski ben kaldı içimde,
Ne de eski sen kaldı hatıralarımda.
Bir sevda geçti buradan,
Ardında kırık bir yürek bırakarak…
Yazıklar olsun sana…
Hakkım helal değil be sana.
Çünkü sen sadece gitmedin,
Bende kalan yıllarımı da götürdün.
Haram olsun…
Zehir olsun…
Zıkkım olsun emi…
Ama bil ki;
Ben seni sevdiğim günleri inkâr etmeyeceğim.
Çünkü ben sevmeyi senden değil,
Kendi yüreğimden öğrendim.
Sen gittin…
Ben kaldım.
Elimde altı yıl,
Yüreğimde koca bir kış…
Yazıklar olsun sana…
Süleyman Özgüven