Sol Yanım yine Buz Tuttu
SOL YANIM YİNE BUZ TUTTU
Sabah uyandığımda,
sol yanım boştu…
Elimi uzattım yatağın öte yanına,
Sen yine yoktun.
Yastığında senden kalan bir sıcaklık aradım,
bulamadım…
Bir tek sessizlik vardı,
bir de içime çöken o tanıdık sızı.
Sen yine yoktun sol yanımda,
sol yanım buz tutmuş yine…
Ne güneş ısıttı içimi,
ne sabahın ışığı değdi yüreğime.
Meğer insan,
sevdiği olmayınca
en sıcak odada bile üşüyormuş.
Bir zamanlar gözlerini açtığında
ilk bana bakardın.
Ben de dünyayı unuturdum
o bakışlarının içinde.
Şimdi sabahlar sensiz doğuyor,
akşamlar sensiz kararıyor.
Günler geçiyor ama
benim içimde zaman
sen gittiğin yerde durmuş.
Bazen dalıp gidiyorum uzaklara,
sanki kapı açılacak da
“Uyandın mı?” diyeceksin.
İçimde küçücük bir umut,
kapının sesine kulak veriyor hâlâ.
Sonra gerçek geliyor aklıma…
Sen yoksun.
Ve ben yine
sessizce kendime soruyorum:
İnsan birini bu kadar özlerken
nasıl yaşar?
Nasıl alışır onun yokluğuna?
Nasıl uyur geceleri
sevdiğinin sesi olmadan?
Ben alışamadım…
Belki de alışmak istemedim.
Çünkü seni unutursam
sanki yaşadığımız günlere ihanet edecekmişim gibi geliyor.
O yüzden yokluğunu da seviyorum artık,
acıtsa da…
Çünkü o acının içinde
senden kalan bir parça var.
Bu sabah yine uyandım,
elim boşluğa gitti.
Yine seni aradı gözlerim,
yine bulamadı.
Sol yanım boştu…
sen yine yoktun.
Sol yanım buz tutmuş yine.
Ama bil ki sevgilim,
insanın en soğuk gecesinde bile
bir sevda kalır yüreğinde.
Benim yüreğimde kalan da sensin.
Ne kadar uzak olursan ol,
ne kadar zaman geçerse geçsin,
ben her sabah biraz daha anlıyorum sevdiğim
Süleyman Özgüven