İçeriğe geç
Ekim 13, 2026

Aşk Böyle Birşeymiş Demek

Şair: Süleyman Özgüven

Bir gün geleceksin, biliyorum sevdiğim,
Gecenin en sessiz yerinden doğan bir sabah gibi…
Ben seni yıllarca beklemiş olmayacağım yalnız,
Seni her nefeste yeniden sevmiş olacağım.

Özlemin düşecek önce kapıma,
Ayak seslerin duyulmadan gelecek.
Bir rüzgâr saçlarını anlatacak bana,
Bir gül kokusu seni söyleyecek,
Ben daha seni görmeden
Kalbim “geldi” diye çarpacak.

Ne çok bekledik birbirimizi,
Ne çok sustu dudaklarımız…
Oysa iki kalp vardı içimizde,
Biri seni çağırdı,
Biri beni sana sakladı.

Geceler boyunca adını söyledim yıldızlara,
“Beni ona götürün,” dedim.
Ay ışığı yüzünü çizdi pencereme,
Ben her gece seni seyrettim
Sen yoktun diye değil,
Varlığını özlediğim için.

Sonra bir gün…

Sen çıkıp geldin karşıma.
Öyle büyük bir gürültüyle değil,
Öyle masallardaki gibi gökten inerek değil…
Sadece baktın.

Ve dünya sustu.

Bir bakışın yetti
Yılların hasretini bir ömre sığdırmaya.
Ellerin ellerime değdiğinde
Anladım sevdiğim;
İnsan bazen bir ömür bekler de
Kavuştuğu tek anda
Bütün bekleyişlerini unuturmuş.

Sarıl bana…

Öyle sıkı sarıl ki
Aramıza ne zaman girebilsin,
Ne yollar, ne yıllar,
Ne gurbet, ne kader…

Başını göğsüme koy,
Bırak kalbim sana anlatsın
Söyleyemediğim bütün sözleri.

Ben seni
Bir çiçeği sever gibi değil,
Baharın kendisini sever gibi sevdim.

Sen benim
Yağmurdan sonraki toprak kokum,
Kışın içindeki sobam,
Uzak yollarda yanan ışığım,
Gecenin sonunda beklediğim sabahım oldun.

Şimdi gel…

Gönlümde sana ayırdığım yerde
Hiç kimsenin bilmediği bir bahçe var.
Orada adını verdiğim güller,
Senin için sakladığım bir gökyüzü,
İkimizin altında yaşlanacağı
Küçük bir ev var.

Bir de kapısında
İki sandalye…

Biri senin,
Biri benim.

Ömrümüz yettiğince
Yan yana oturacağız.

Sen çayını içerken ben seni seyredeceğim,
Sen gülerken ben dünyanın en güzel sesini dinleyeceğim.
Belki saçlarına ak düşecek,
Belki ellerimiz titremeye başlayacak…

Ama ben yine
İlk günkü gibi bakacağım sana.

Çünkü bazı aşklar
Yaşlanmaz sevdiğim.

Yüzler değişir,
Saçlara ak düşer,
Yollar uzar,
Yıllar geçer…

Ama gerçek sevda
Kalbin içinde genç kalır.

Ve eğer bir gün
Taş kesilmiş bir yürek çıkarsa karşımıza,
Sevdanın önünde durmaya kalkarsa,
Bırak konuşmasın…

Biz birbirimize bir kez sarılalım yeter.

Öyle bir sevda olsun ki bizimki,
Taş yürekler bile çatlasın,
Kör gönüller bile ışık bulsun,
Sevmeyi unutmuş olanlar
Bizi görünce yeniden sevsin.

Bizi duyan âşıklar
Sevdiklerinin elini daha sıkı tutsun.

Çünkü aşk dediğin
Sadece “seni seviyorum” demek değil…

Aşk;
Gittiğinde beklemek,
Özlediğinde sabretmek,
Kırıldığında yine sevmek,
Yıllar geçse de
Kalbinde aynı kişiye yer bırakmaktır.

Ve biz…

Bunca hasretten sonra
Birbirimize kavuşursak eğer,

Ne gökyüzü bizim kadar mavi,
Ne güller bizim kadar güzel,
Ne yıldızlar bizim kadar mutlu olacak.

O gece ay bile
Biraz daha yakından bakacak bize.

Çünkü iki yürek
Yıllarca birbirini aradıktan sonra
Sonunda aynı göğsün altında atmaya başlayacak.

Sen başını omzuma koyacaksın…

Ben saçlarını okşayacağım.

Ve sana diyeceğim ki:

“Bak sevdiğim…

Bunca yıl boşuna beklememişiz.

Meğer bütün yollar
Seni bana getirmek için uzamış.

Bütün hasretler
Bu sarılmaya hazırlanmış.

Bütün özlemler
Bu kavuşmanın habercisiymiş.”

Sonra gözlerimize yaş dolacak.

Ama bu kez
Ayrılığın değil…

Kavuşmanın gözyaşları olacak.

Ve ben seni
O gün yeniden seveceğim.

Hem de ilk gün sevdiğimden daha çok…

Çünkü artık biliyor olacağım:

Bazı aşklar başlamaz sevdiğini görünce…
Bazı aşklar, ona kavuşunca yeniden doğar.

Bizim aşkımız da
Bir ömür süren hasretin ardından
Yeniden doğan o aşk olsun.

Dillere destan olsun.

Şarkılara sığmasın.

Şiirlere yetmesin.

Ve bizden sonra gelenler
Birbirine bakıp şöyle desin:

“Aşk böyle bir şeymiş demek…
İnsan birini gerçekten severse,
Onu bulduğu gün
Sanki bütün ömrünü yeniden bulurmuş.”
Süleyman Özgüven
Kayıt Tarihi : 24.09.2026 21:57:00

“Radyo; sadece ses değil, yüreğe dokunan bir dosttur…”
Canlı Yayın
BAĞLANIYOR
▶ GÖNÜL MISRALARIGoogle Play’den İndir