Mumu yakanda bağrındaki ip değilmi
Mumu yakanda bağrındaki ip değil mi?
diye başlıyor içimde yarım kalmış cümleler.
Bir ayrılığın tam ortasında
ne sen tamamen gittin
ne de ben kalabildim olduğum yerde.
Hasret…
gecenin en sessiz yerinden sızıyor
duvara asılı eski bir gömlek gibi
senin kokunu hatırlatıyor her kıvrımında.
Biraz öfke var içimde,
adı konmamış bir yangın gibi.
Kal demeyi bilip de
gitme yi susturmuşluğuna kızgın.
Biraz kırgınlık…
aynı sofrada eksik kalan sandalye gibi
her bakışta fark edilen ama
kimsenin ses etmediği.
Ve sevda…
işte en zoru o.
Çünkü bütün bu gürültünün içinde
hala senin adını yavaş söyleyebiliyorum içimden.
Mumu söndürmedim,
belki dönersin diye.
Ama ipi yakma…
çünkü bazı bağlar yanarak değil,
susarak kopar.
Süleyman Özgüven