İki Bardak Çayın Hatırına
Biliyormusun Sevdiğim…
Bugün yine bağ evine geldim
kalabalıklar yordu beni,
insan seslerinden kaçıp
sessizliğine sığındım gecenin.
Yaktım sobayı usulca,
çayımı demledim sonra…
İki bardak koydum masaya,
biri bana, biri sana.
Karşıma aldım hayallerini,
oturdun sanki yanı başıma…
Sabaha kadar anlattım içimi,
sen dinledin sessizce,
ben sustum bazen,
gözlerim konuştu seninle.
Kaç çay içtim,
kaç sigara yaktım bilmiyorum…
Gece nasıl geçti anlamadım,
sabah oldu da
ben yine doyamadım sana.
Öyle uzun zaman olmuş ki,
seninle böyle konuşmayalı…
Meğer ne çok özlemişim
sesini, gülüşünü,
o güzel sohbetlerini.
Dışarıda deli gibi kar yağıyor sevdiğim,
tıpkı eski günlerdeki gibi…
Biraz dursun hele,
yine kartopu oynarız,
yine kardan adam yaparız.
Bak kestaneler de pişti,
kokusu sardı odayı…
Gel beraber yiyelim,
sonra sen iki kahve yaparsın,
uzun uzun konuşuruz yine.
Öğlene de bir yemek yaparsın,
özledim ellerinin lezzetini…
Gelirken taze fasulye aldım,
pirincini de unutmadım,
sen seversin diye…
Belki bir gün yine otururuz aynı sofraya,
aynı çayın buharında buluşuruz…
Sen anlatırsın, ben dinlerim,
ben susarım, sen anlarsın…
Çünkü sevdiğim,
bazı insanlar gitse de hayattan,
kalır bir köşesinde insanın…
Bir bağ evinde,
bir soba başında,
iki bardak çayın hatırasında…
Süleyman Özgüven