İçeriğe geç
Ağustos 17, 2026

Yastığında halen kokun var sanıyorum.

Yatağın senin tarafı hâlâ eskisi gibi duruyor,
Yorganı hiç o taraftan açmıyorum artık.

Yastığında hâlâ senin kokun var sanıyorum bazen.
Oysa biliyorum,
o koku çoktan gitti.
Ben tutunuyorum sadece.

Gözlüğün hâlâ komodinin üstünde duruyor.
Kaç kere kaldırdım,
kaç kere yerine geri koydum.

Telefonumda hâlâ senin son mesajın duruyor.
Bazen gece kalkıp
sadece o üç kelimeyi okuyorum.

Derler ki ölüm bir kapıymış,
ardı meçhulmüş.

Benim bildiğim tek şey,
bu kapı hiç açılmıyor geri.

Kırk yıl aynı sofrada oturduk.
Aynı ekmeği böldük.

Şimdi sofra hâlâ iki kişilik kuruluyor.
Elim değil,
alışkanlığım yapıyor bunu.

Meğer bir ömür sevmek de
yetmiyormuş bir ömür sürmeye.

Meğer ölüm bazen
sevgiden de güçlü çıkarmış.

Ben seninle kocayacağız sandım.
Meğer o gün de
bir yere kadarmış.

Bahçedeki gülü sen dikmiştin.
Hâlâ açıyor her mayısta.

Sen görmüyorsun.
Ama o hâlâ
senin adına açıyor.

Torunumuz geçen gün sordu:
“Büyükanne dedem nereye gitti dedi?”

Sustum.

Sonra,
“Çok uzak bir yere gitti,”
dedim ona.

Nasıl anlatırım ona
ölümün de bir yer olmadığını?

Nasıl anlatırım,
senin artık hiçbir yerde olmadığını?

Bazen kızıyorum sana,
beni burada tek bıraktın diye.

Bazen de
seni bu kadar özlediğim için
kendime kızıyorum.

Meğer bir ömür sevmek de
yetmiyormuş bir ömür sürmeye.

Meğer ölüm bazen
sevgiden de güçlü çıkarmış.

Ben seninle kocayacağız sandım.
Meğer o gün de
bir yere kadarmış.

Belki bir gün
ben de o kapıdan geçerim
senin ardından.

O gün belki anlarım,
neden bu kadar sessiz gittiğini.

Şimdilik tek bildiğim,
yastığında kokun var sanmaya
devam edeceğim.

Bu küçük yalanı
kendime söylemekten
hiç vazgeçmeyeceğim.

Şiir Hakan DURHAN.

Hikayesi:

Bu şiir, kırk yılını sevdiği adamla paylaşmış bir kadının eşini kaybettikten sonra yaşadığı sessiz yasın hikâyesidir. Evdeki hiçbir eşya artık yalnızca bir eşya değildir; boş kalan yatak, komodindeki gözlük, telefondaki son mesaj ve iki kişilik kurulan sofra geçmişten kalan küçük birer hatıraya dönüşür. Kadın, ölümün geri dönüşü olmayan gerçeğini bilse de sevdiği insanın yokluğunu kabullenmekte zorlanır. Bahçede her yıl yeniden açan gül ve torununun masum sorusu, kaybın acısını yeniden hatırlatır. Sonunda hayata tutunabilmek için kendine küçücük bir teselli bırakır: Yastıkta onun kokusunun hâlâ durduğuna inanmak. Çünkü bazen insan, büyük bir kaybın ardından yaşayabilmek için küçük bir yalana ihtiyaç duyar.

“Radyo; sadece ses değil, yüreğe dokunan bir dosttur…”
Canlı Yayın
BAĞLANIYOR
▶ GÖNÜL MISRALARIAndroid Uygulamamız — Çok Yakında